"Halit Ziya Uşaklıgil yazdığı kitabı bir sehpanın üstüne koydu ve "kitabın tüm baskıları toplatılsın" emrini verdi. Şaşkındı. Nasıl böylesine sığ ve masum bir kitap yazabilmişti? Yaratmak istediği karakter akıllarda niçin nefret uyandırmamıştı? Gözlerini televizyona dikmiş bunları düşünürken kitap ile hiç alakası olamayan olaylar karşısında gözleri faltaşı gibi açık vaziyette olduğu yere yığılıverdi..."
Uşaklıgil'in yaşasaydı sevgili Aşk-ı Memnu'su için böyle düşüneceğini varsayıyorum.

Bu gece hususi oturdum ve baştan sona izledim diziyi... Herşey gayet yerindeydi... Firdevs'in yarattığı tiksinti, Cemile'nin çaresizliği, Peyker'in kendine has saflığı, Behlül'ün umarsızlığı ve kafasındaki tilkileri vs... Sıra tam Bihter'e gelmişken ben dağıldım... Şaka gibiydi Bihter'li sahneler... Bihter 30 cm'lik pabuçlarıyla merdivenleri tırmandı, aynı pabuçlarla merdivenleren indi, yalpalaya yalpalaya gitti mutfağa hizmetlileri kovdu... Tüm gün o yükseklikte dolaştı... Sonra gitti akşam yemeği cicilerini giydi yine o maxsimum topuklu ayakkabılarıyla merdivenlerden inmeye çabaladı... Eh gece de makyajını temizlemeden yattı uyudu incecik geceliği ile...
1- Havalı ve bakımlı gözükmek adına tüm gün abiye elbiselerle dolaşmak zorunda mı bu karakter?
2- Kış bastırdığında kürk mü giyecek evin içinde?
3- Adnan'a kafa tutarken seyircide yaratacağı gülme krizine müsaade eden yönetmen çay molası mı vermişti?
4- Bu nemenem bir oyunculuktur?
5- Gözlerini kocaman açarak ve ağzını büzerek olabilecek en yapmacık tavırla nasıl oynayabildi bu sahneyi Beren Saat?
Tüm dizi keyfimin canına okuyan Sayın Saat'i ve yönetmeni kınıyorum. Ve rica ediyorum Bihter normal bir insan gibi giydirilsin en azından evinin içerisindeyken, abeslik gözü alıyor çünkü...
Bu saydıklarımın dışında Selçuk Yöntem, Adnan'ın gözündeki hayal kırıklığını, yemek masasında Firdevs'e geçirdiği laf sonrası alaycı bakışını inanılmaz iyi yansıtmış ekrana...
Fakat başrol oyuncusunun bu yeteneksizliği diziyi çok beğenilen bir dizi yapacak mı merak ediyorum.