21 Ağustos 2007 Salı

Ayağının Altındaki Benim Dileğim


Düşündüm de; şu güne kadar adamış olduğum hiç bir adak gerçekleşmedi. Öyle ki artık "olmaz ama..." diyerek başlıyorum dileğime. Meryem Annemin kaşısında dururken de "sen biliyorsun ama yine de..." diyerek başladım. Mumumu aldım 2 adet. İlkini yaktım biraz isteksiz... Sapladım kuma... Sonra benim dileğime geldi sıra, heyecanlandım... Baktım şöyle bir kez, sönen mumlar vardı... İlk başta onları tekrar yaktım... Diğerlerinin dileyip umutla bıraktıkları mumlar yansın istedim... Sonra "Artık..." dedim... "Lütfen..." dedim...

Avuçlarını açmış bana demek istediklerini hayal ettim kafamın içinde... Sonuçsuz kaldım... "Daha zamanı var..." duymak isteyeceğim en kötü veptı belki ama ben vazgeçmedim... Sonra terlediğin geldi aklıma... Terliyorsun sen orada... O sıcakta... Bunalıyorsun o kalabalıkta... İnsanlar karşına dikiliyorlar... Bitmek bilmez isteklerini sıralıyorlar... Ama manzaran muhteşem Meryem... Bu yüzden gidemiyorsun başka bir memlekete... Heykellerin var her tarafta hep aynı mizaçta... Oysa ki ben en çok minicik, düzgün ayaklarını sevdim... Etek altından gözüken... Avuçlarından çok daha güzel ve narinler...

Biz faniler doyumsuzuz... Doymadım Meryem... Bambaşka bir şey diledim ikincisinde... Uzun süredir sakladığım mendilimi çıkarttım... O yüzlerce umudun arasında güzel bir yer seçtim... Büyük bir hırsla isteğimi söyledim adını anmadan... Belki de saklı gizli Burcu'yu asıverdim oraya...

Sevmedim kendimi sonrasında...


İsterdim ki; ortasında durduğun dilek havuzunun kenarına oturayım, kimsecikler olmasın belki gün ağarmak üzereyken, sana en baştan olanı biteni anlatayım... Saatlerce... Öğlen olsun ama yine kimsecikler olmasın... Düşündüklerimi söyleyeyim... Akşam olsun kimseler olmasın yine çevremizde, "olmaz ama..." diye başlayayım kıytırık dileğime, sonunu getireyim... Ben de sen de ne kadar basit bir istek olduğunu öğrenelim... Gülümse sen sonra, taş yarılsın... Çık içinden, ete kemiğe bürün... Ben heyecandan para havuzuna düşeyim ve orda cenin olup taşlaşayım, parıldayan demir paraların arasında... Kalan ömrümü sana bahşedeyim... Biraz da sen yaşa bu biçare dünyada...



2 yorum:

Eda Demirel Suner dedi ki...

Bana Aya Yorgiye geri geri çıktığım günü anımsattı ve benim gibi çenebaz biri çıt çıkarmadan onca yolu geri geri çıplak ayak çıktı. Öleceğimi sandım neredeyse :)

Burcu SezeR dedi ki...

:)))
geri geri hem de sesszi...Ben bunu yapabileceğimi asla sanmıyorum :D
sessiz ha :)