10 Eylül 2007 Pazartesi
Küçük Kurbağa Kuyruğun Nerede
8 Eylül 2007 Cumartesi
1981'den Sonra...
Ölüm Tehtidi Olarak Bakınız; Klima
7 Eylül 2007 Cuma
The Simpsons Movieeee

Benim en fazla güldüğüm sahne ise kasabadaki yağma ve kaos anında kilisedekilerin bara bardakilerin ise kiliseye kaçmasıdır. Daha neler var neler...
İzlesene ne duruyorsun?
6 Eylül 2007 Perşembe
Voksne Mennesker
Aşkın mide ağrısını fillerle anlatabilecek kadar sağlam yönetmen Dagur Kári filmidir. 106 dakika boyunca yorulmadan, gülümseyerek izlenilebilecek bir iç hesaplaşmadır. Başrollerini Jakob Cedergren, Tilly Scott Pedersen 'in paylaştığı film siyah-beyazdır. Bu bile filmi izlenebilir kılmaktadır. Film kendi içerisinde bölümlere ayrılmıştır. Aynı Charlie Chaplin filmleri gibi.Duvar boyacısı Daniel ve şişko arkadaşı "büyükbaba"'nın aynı kıza vurulmalarını, kızın Daniel'i seçmesini, büyükbabanın ebatlarının aksine orta saha hakemi olmak istemesini, bir deney merkezinde çalışmasını, Daniel'in parasızlığını, Franc'ın (esaskız) hamile kalarak kürtaj olma kararını harika bir dille ve görsellikle bize sunmuş yönetmen. Filmin en güzel karesi şüphesiz izleyenler de aynı fikirdedir eminim; kürtaj için hastaneye giderken bir anda kızın renklenmesidir ve saçlarının turuncu olduğunun gözümüze sokulmasıdır. Şahanedir. Sadece yarım dakika süren bu görüntünün ardından film istediği mesajı vererek yine siyah-beyaz devam etmektedir. O renkli an Daniel'in baba olmaya karar vermesini anlatır. Araba asla hastaneye gitmez. Filmde dikkatimi çeken ve hoşuma giden replikler var. Misal;
Franc hamile olduğunu öğrendiğinde şampanya açarak derdinden ağlamaya başlar ve bu sırada Daniel eve gelir "Neyin var?" diye sorar. Franc'ın cevabı ise; "Fırında kekim var" olur. Bunun üzerine Daniel "Keki mi yaktın?" der. Franc ise "hamileyim" diye cevap verir. Daniel'in ; "Tamam, şampanyayla mı kutlamak istedin?" sorusuna Franc ağlayarak; "Hayır, işeyemedim" diye cevap vererek beni kopartmıştır. Daniel'e bir süre kal gelir ve şöyle der "Ben baba falan olamam, ben...gazete bile okumuyorum. Başbakan kim onu bile bilmiyorum" . Filmin sonunda görüyoruz ki Daniel baba olabilirmiş :)
Büyükbaba kişisinin ilk maçı bir kadınlar futbol maçıdır. Penaltı kararı vermektedir. "Penaltı..Gel buraya..al sana kırmızı kart.. Ne? Numara mı yaptı o? Tamam o halde kırmızı karttan vazgeçiyoruz. Ama penaltı hala geçerli" Burası da beni çok güldürdü. Böylece büyükbabanın hakemlik kariyeri başlamadan bitmiş oldu.
Daniel kirasını ödeyemediği karavanından atılır. Ve kalacak yer aramaya başlar. Bulamaz. Son çare olarak babasına gider. Nasıl para kazanacağı hakkında fikir yürütürken aklına modellik yapmak gelir. Ve ;
Daniel: O zaman ben de modellik yapar para kazanırım.
Baba: Tipini kullanarak para mı kazanacaksın. Bu çok aşağılayıcı. Hem modellik yaparsan kazandığın paranın yarısını ben alırım. Yarısını da annen alır. Ne de olsa tipinin yarısını benden yarısını annenden alıyorsun.
İşte Voksne Mennesker böylesine değişik bir film. İnternet sitesini mutlaka ziyaret etmenizi ve muhteşem soundtracklerini de [-ki parçaları Dagur Kári'nin kendi grubu slowblow bestelemiştir] dinlemenizi tavsiye buyuruyorum.
Brides [Filmi Anlatıyorum Dikkat Et]
2004 Yunanistan yapımı bir filmle başladım güne. 1922 yılında Yunanistan, Rusya gibi ülkelerden toplanmış , mektup karşılığında Amerika'ya ısmarlanan gelinler. İzmir'den bindikleri gemi onları çok uzak, bilinmeyen bir ülkeye, bilinmeyen yataklara götürüyor. Tam 700 kadın... Korku filmi gibi değil mi? Kadın ticareti o zamanlarda da varmış hem de çok çileli bir biçimde. Haftalarca bir gemi ile Amerika git git bitmez gerçekten. Filmin sitesine bakarsanız eğer benim gibi filmi cd'cilerde aramaya başlayabilirsiniz.
5 Eylül 2007 Çarşamba
Bana Panjurlu Yazlık Al Nejat!
Meteorolojiden Alınan Bilgiye Göre
Kestirmeden Hava Raporu
Amerika'da, senenin 300 günü yağmur yağan küçük bir kasaba var. Burada yayın yapan mahali bir televizyon kanalının hava raporlarını sunan yaşlı, beyaz saç ve sakallı emekli meteoroloji uzmanı, her gece ekrana çıkıp harita falan göstermeden arada bir de çayını yudumlayarak şöyle dermiş 'Yine bu saatlere kadar yatmayıp hava raporunu beklediniz demek! Yahu sizde hiç akıl fikir yok mu? Bu şehirde yüz seneden beri yağmurdan başka bir hava durumu görülmüş mü?Ama ben yine vazifemi yapayım. Efendim havada yağmur gözüküyor. Bu gece yarın, öbürgün, daha öbürgün, haftaya, gelecek aya hep yağmur. Ne kadar mı yağacak? Havalar soğuyup, yağmur kara dönüşene kadar hep yağmur yağacak. Haydi hepinize hayırlı geceler.'
4 Eylül 2007 Salı
Uykusuz Çıkmış Hanım!
3 Eylül 2007 Pazartesi
Yemek.Name Eylül'de Bu Ay
Devletşah ve arkadaşlarının hazırladığı ve Ağustos ayı sayısını çok beğendiğim derginin Eylül sayısı çıktı. Çok beğenerek okuduğum dergide bu ay oyuncu Görkem Yeltan ile güzel bir röportaj yapılmış. En sevdiğim bölüm olan Fotoğrafçılık bölümünde yemek fotoğrafçılığının detayları ve püf noktalarına değinilmiş. 31 Ağustos 2007 Cuma
İnsan Dediğin Kalp Kırmamalı
bu kıldığın namaz değil
yetmiş iki millet dahi
elin yüzün yumaz değil"
Bunu Yunus Emre söylemiş...
"İnsan şerefi için yaşamalı hayatta.
Ah almamalı...
Alıyorsa da kıçını kırıp oturmalı.
Utanmalı yaptıklarından...
Yetmedi mi bre kafir?
Canın mı sıkıldı?
İşler yolunda mı gitmedi?
Beyhude artık dediklerin, diyeceklerin?
Çünkü bu dünya hata affetmez.
Benim gözümde çocukları katleden katilden bir farkın yok...
Diğer dünyada ise yatacak yerin yok..."
Bunları ise Burcu Söyledi...
Sizin Ölümlü Olduğunuzu Hatırlatan Tek Şey Doğum

Habere buradan ulaşılabilinir
29 Ağustos 2007 Çarşamba
Son Laik Türkiye Cumhuriyeti Cumhurreisi
Başbakan Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra
yaptığı ilk değerlendirmede, "Biliyorsunuz, biz hep uluslararası etkinliklere, açılışlara sayın Cumhurbaşkanı ile birlikte gitmek isterdik. İnşallah bu dönemde böyle olacak" dedi.
Yani asıl Cumhur benim, anlamışsınızdır herhalde demek istemiyor. Diyor.
Açıkça.
A. Necdet Sezer kati tavrını her zaman korumuş, korkusuzluğunu bilirkişiliği ile desteklemiş asla sözünü sakınmamıştır. Çevresinde soytarılığa izin vermemiştir. Yerine göre gülümsemiştir. Suratında artık çocukların dahi inanmadığı bir yalan gülümsemeyle dolaşmamıştır. Bundan sonra gelecek cumhur kişi keşke biraz örnek alsaydı onu... Keşke bir karakteri olsaydı. Keşke... Sayın Sezer gibi adamlar çok nadir gelir meclise. Kıymetini bildik mi? Bunun cevabını bilmiyorum. Ama onun yolunu daim etmek isteyenler eminimki dün gece bir iki damla gözyaşını akıtmıştır.
Sezer'in 7 yıllık döneminde tarihe damga vuran unutulmaz olaylar
28 Ağustos 2007 Salı
Adı: "You"
27 Ağustos 2007 Pazartesi
Asanın Araladığı Yalnızlığım
Nihayet!

26 Ağustos 2007 Pazar
Victor Hugo Demiş Ki;
Dal dal ve yaprak yaprak fışkırıyordu hayat
Şehvet de oradaydı, ölüm de felaket de,
Ten değistiren ruh da , ruh değistiren et de:
İnsanlaşan Tanrı'lar, Tanrı'laşan insanlar
Geçiyordu önümdem, dalgalandıkça duvar.
Ve sonra varlıkların karanlık mahşerinde
Gözleri alev alev, dudaklarında hande
Müzlim, mağrur, mustehzi biri dolaşıyordu.
Biraz dikkat edince tanıdım: şeytandı bu.
Tanrı'nın ormanında kurnaz kaçakçı; şeytan
24 Ağustos 2007 Cuma
Fotoğraf Çekmeyi Seviyorum
"Son zamanlarda “mutluluk”u takip ediyor gibiyim. Daha doğrusu “mutluluk” beni takip ediyor.
Aslında her iki önerme de doğru. Çünkü eğer mutluluğu izleyecekseniz, bilindik bir yoldan gideceksin demektir.
Yani mutluluğu takip ediyorsanız, her zaman var olan; sizi beklemiş olan bir yoldan gidersiniz. "Tamamı için; "Şu An" Mutlu Olmazsanız İleride Kendinizden Nefret Edeceksiniz”
Bu arada araç çubuğuma bir adet "video ekle" seçeneği eklenmiş. E sevindim ben buna.
Sıkıntı Çanları
23 Ağustos 2007 Perşembe
Kadın Nisbetleri
1. Bir iş sahibi olmak için mecburiyetim yok.
2. Arkadaşlarım ile türk kahvesi içip birbirimize fal bakabiliyoruz.
3. Kadın dırdırına mütemadiyen tahammül etmek zorunda değilim.
4. Kavga anında "ben bayanım" diyerek sıvışabiliyorum.
5. Minübüste cam kenarı ve ön sıralarda yer bulma şansım çok fazla.
6. Evleneceğim zaman bir sürü kıymetli mücevherim olacak.
7. Çocuğum olacağı zaman gecenin bir vakti elin adamını uzak diyarlara hurma almaya gönderecek kadar zalim olabilirim.
8. Aileme canım istediğinde kapris yapabiliyorum.
9. Otostop çekme anında karşımda durmayacak araba tanımıyorum.
10.İstediğim zaman istediğim yerde salya sümük ağlayabiliyorum.
11.Bu yaz sıcağında üfür üfür elbiseler giyebiliyorum.
12.Cat-walk yürüdüğümde kimse bana garip garip bakmıyor. Yadırganmıyorum.
13.Aşkın, kadın halini de erkek halini de yaşayabiliyorum.
Bunları niçin yazdım?
Tabii ki canelcin beni mimleme centilmenliğini gösterdiği için. Teşekkür ederim Can. Aslında kadın olmak için sebeplerimin yanında kadın olmamak için olan sebeplerim çok daha fazladır :)
22 Ağustos 2007 Çarşamba
Ey başbakan, beni de kovabilirsiniz!
Yaşasın Mimlendim!
21 Ağustos 2007 Salı
Hep Böyle Değil midir?

Ayağının Altındaki Benim Dileğim
Biz faniler doyumsuzuz... Doymadım Meryem... Bambaşka bir şey diledim ikincisinde... Uzun süredir sakladığım mendilimi çıkarttım... O yüzlerce umudun arasında güzel bir yer seçtim... Büyük bir hırsla isteğimi söyledim adını anmadan... Belki de saklı gizli Burcu'yu asıverdim oraya...
Sevmedim kendimi sonrasında...
20 Ağustos 2007 Pazartesi
"Orada Neler Oluyor " Rezilliği
Kahvaltımı yaptığım sırada "Orada Neler Oluyor" isimli programın konuğu Nilgün Belgün'ün gülen yüzünü gördüm ve izlemeye başladım .[Bu bayanın pozitifliğine hayranım] Diğer bir konuk olarak Fatih Ürek vardı. [Bu adamı da seviyorum kim ne derse desin] Her neyse... Programın bir bölümü olarak Tuğba Özay Hanım'ın hapishane günlüğünü yayınlıyorlar. Türkiye'de tek hapis yatan bayan olan Tuğba. Acıların kadını ünvanının yeni sahibi Tuğba. Sütten çıkmış ak kaşık Tuğba işte hatırladınız sanırım. Hani CHP'den milletvekili olarak meclise girme fikri olan, orda burda türkü söyleyen, paraya para demeyen kalın manken. Tuğba 9 günde 3 kilo vermiş sayın okuyucu. Ona yemek yaptırmayıp, çamaşır yıkatmıyormuş koğuş arkadaşları. Ben bundan ciddi anlamda çok sıkıldım. Haberin içeriği eminim ki kimseleri ilgilendirmiyordur. Kaçımızın aklına geliyor gün içerisinde "acaba Tuğba hasiphanede ne yapıyor? vah vah" diye? Acıtasyon yaparak hapishane önüne adam mı toplamaya uğraşıyor bu programlar? Bu haber için ne kadar para veriyorlar Tuğba'ya? Asıl benim merak ettiklerim bunlar. İzlediğim bir ikinci saçma ve tiksindirici haber ise geçtiğimizde trafik canavarının dişleri tarafından çiğnenmiş Barış Akarsu. Habere göre Barış'ın bir tane gizli sevgilisi varmış. Büyük bir yaygarayla ünlü "Az sonra" lar başladı. Ön jenerik ve işte açıklama; "Erkin Koray'ın kızı Damla ile beraberlermiş"... Size de "kal" geldi mi? Ben bir kaç saniye şok geçirdim. Duruma şaşırdığımdan değil asla. Durum bir kere etik değildir. Konu kişi bir süre önce vefat etmiş, etliye sütlüye karışmayan, kendince şarkılarını söyleyen bir adam. Peki ne diye böyle bir haber yapıyorsunuz? Ayıp değil mi? elinize ne geçecek? O kadar sahillerde poposunu açmış çekmenizi bekleyen hatun varken niçin ölmüş bir adamın sözde sevgilisinden bahsediyoruz? Peki Erkin Koray'ın kızı Damla'nın eline geçecek bu haberden ve canlı yayından sonra? Tekrar ediyorum bu "ayıp" tır.
Ben Barış'ın ailesinin programı dava etmesinden yanayım. Ölen kişinin arkasından önce "vah vah Allah rahmet eylesin" sonra da "demek damla ile birlikteymişler ha? Vay anasını biz nasıl duymadık? Ya öbür sevgilisi? Ya arabadaki diğer hatunlar?" gibi iğrençlikleri canlılar üzerinde deneyin sayın yapımcılar.
Hoş olmuyor.
17 Ağustos 2007 Cuma
Onlar Erdi Muradına...
16 Ağustos 2007 Perşembe
Dikkat! Filmi Anlatıyorum.

Ps: Filmin en güzel yanı kesinlikle soundtrackleridir. Dinlenmenizi katiyetle tavsiye ederim.
15 Ağustos 2007 Çarşamba
13 Ağustos 2007 Pazartesi
Balinanın Midesindeki Bebek
Günümüzde kumsal bebekleri, birincisi; çevrelerine karşı umursamaz. Kalabalık, denizin tuzu, kumun sıcaklığı pek umurlarında değil... İletişimde oldukları sadece aileleri...
İkincisi; fazla cesaretliler... Deniz onları ürkütmüyor. Ben denizin içinde ağlayan tek bir bebek görmedim... Aksine babalarının kafalarını denizin altına sokmasından çok hoşlanıyorlar... [Eskiden böyle miydi? ciyak ciyak bağırırdı akranlarım :)]
Üçüncüsü; kum yemeyi seviyorlar... Mısır kemirmeyi seviyolar... Öğle uykularını o uğultuda mutlaka uyuyorlar... Kova, kürek, tırmık hala kral kumsal oyuncakları... Yeni çıkan güneşlikli deniz simidi revaçta bir materyel... Kızlar [daha 1 yaşında dahi olsa] bikini giymekte... Renkli şapka ve bol güneş kremleri vazgeçilmezleri... Erkekler için ise bu yıl bandana moda... Çıplak bebek yok denecek kadar az...
Bir kaç örnek;








