20 Mayıs 2009 Çarşamba
X Men Origins Wolverine
18 Mayıs 2009 Pazartesi
Örümcek adam ve barbie müstehçenmiş.

Haberde okul gereçlerinin müstehçen resimlerle kaplı olduğu kanısına varan Müdür İ. Ceylan’nın bu tür konular yerine eğitim yerlerinin temizliği ve okul çevrelerinin güvenilirliği, öğrenci pisikolojisi gibi konularda iyileştirme yapmasını, bu tarz konulara takılmamasını temenni ederim.
16 Mayıs 2009 Cumartesi
Piç

12 Mayıs 2009 Salı
John Galliano bir nevi deli

11 Mayıs 2009 Pazartesi
Yabancı - l'etranger

9 Mayıs 2009 Cumartesi
"Göz kamaştıran" yeni burjuvazi
“Zevksizlik örneği” olarak tabir etmektense “göz kamaştırdı” olarak lanse edilen gelin, başında Siyah – gri türbanı, gece mavisi - mor saten (sanırım), assolist elbisesini andıran fiyonklu parlak mı parlak elbisesi ile ciddi anlamda gözlerimi kamaştırıyor. Bunların yanında son zamanların İslami burjuvasına örnek olarak kendisine baktığımızda fondoten, allık, ruj, siyah göz kalemi, göz farı ve rimel kullanması da bir hayli dikkat çekici bana göre. Ayrıca; burnu ne kadar da ince değil mi? Allah’tan mıdır bilinmez... Dudaklarına ise diyecek hiçbir şey bulamıyorum maaşallah pek hoş ve parlak.
Genel anlamda sayın Tuğba, zamanında Recep Tayyip Erdoğan’nın makyaj yapan kadınlar için kullandığı “kaportası bozuk araba” deyişini hatırlattı. Tabi bunu söylerken eşi dahil cemiyet içi bayanları düşündüğünü zannetmiyorum.
Aşağıdaki bayanlara baktığımda biz başı açık kadınlardan tek farklarının saçlarının gözükmemesi olduğunu görüyorum. Hatta abartı konusunda çoğu kadını geride bıraktıklarına da şahit oluyoruz. Renkli, parlak, son moda...
7 Mayıs 2009 Perşembe
Musa'nın Çocukları Tayyip ve Emine
Ergun Poyraz‘a ait Musa'nın çocukları Tayyip ve Emine 2007 yılının Nisan ayında piyasaya çıkmış belgeli bir eleştiri kitabıdır. Kiminin okumaya bayıldığı, sonsuz desteklediği, kiminin abartılı bulduğu, gerçeklerin çarpıtıldığı yahut herhangi bir belgeye dayanmadığını düşündüğü kitabın içeriği bana göre şimdiye dair bir belgesel. Aslında hepimizin geçmişte ve halen televizyonlarda izlediğimiz, nutuklarını dinlediğimiz Başbakan’nın eşi Emine ile tanışması, yaşadıkları hayatın siyasetten öncesi ve sonrası, ilk gençlik yılları, İstanbul Belediye Başkanı olması, ardından milletvekili seçilmesi için atılan adımlar, Albayrak’larla, Birlik Vakfı’yla, Abdullah Gül ile, şimdi bakanlık yapan bir çok siyasetçi ile olan münasebetleri, Başbakanlık sürecinin anlatıldığı kitap yakın siyasi geçmişimize ışık olup, gelecek günlerimiz için bir araçtır. Günümüzde yaşadığımız çalkantılı süreci daha iyi anlayabilmemiz, laik cumhuriyetimize, hukuğumuza, toprağımıza sahip çıkmamız, gözlerimizi açıp da özgürlüğümüzün her geçen gün kısıtlandığını görebilmemiz için okunması taraftarıyım. 30 Nisan 2009 Perşembe
Caligula - Saralı Cumhur

29 Nisan 2009 Çarşamba
Donna Diaspora
Aşk

20 Nisan 2009 Pazartesi
Gibi
16 Nisan 2009 Perşembe
iksv
Filmlerden Aya Seyahat'i ilginç buldum. İzlemiş olanlardan dinlemek isterim.
10 Nisan 2009 Cuma
Revolutionary road
Gün içerisinde aklıma gelenleri yazıya dökme işinin yerini yazacaklarımı sadece planlamak aldı. Fakat elim nedense klavye tuşlarına gitmez oldu. Dikkat ettiğim şey ise geçen yıl da aynı zamanlarda bu tarz bir duygu durumu içerisine girmişim. Demek ki; bu ana özel bir şey yok ortada...

Kısaca özet geçmem gerekirse, sıklıkla belgesel izliyorum. Araya ise son çıkan filmleri sıkıştırıyorum, karışıyor ortalık... Mesela; Revolutionary road beni etkileyen filmlerden biri oldu. Sam Mendes'e ait film bir Richard Yates romanı ve 2008'de perdede yerini almıştır. Titanik'ten sonra ilk kez bir araya gelen Leonardo DiCaprio ve Kate Winslet ne kadar uyumlu bir ikili olduklarını kanıtlamışlardır bu filmle. Bu unutulmaması gereken bir detaydır bence.
April ve Frank Wheeler 1950'lerde aşık olup evlenen bir çifttir. Evliliklerinin ilerleyen zamanlarında hayallerini ertelediğini düşünen, monotonluğun ilişkiyi kısırlaştırdığı kanısına varan April, Frank'in de artık eskisi gibi hissetmediğini düşünerek Paris'e taşınma fikrini (Frank'in hayali) ortaya atar. Aslında çocuklu bir çift için büyük bir risktir ve risk alınmadan da gelecek için böylesi bir değişim sağlanamaz April için. April karakter olarak; kendini bilen, gerçekçi ve başkaldıran bir ev hanımı. Frank ise; umarsız, eşini dilediğinde aldatabilen ve egosunu şişirme gereği duyan, bencil bir adam. Buna karşılık dışarıdan bakıldığında herşey tam, mutlu, çocuklu, genç bir aile olarak görünmektedirler.
April Paris'e yerleşme hayalini Frank'e anlattığında çiftin değişiklik düşüncesi filmdeki sıkıntılı havayı dağıtmaktadır. Zannedersiniz ki; Paris ile birlikte çift üstlerindeki gerginliği atarak hayallerinin doğrultusunda mutlu olacak fakat Frank'in işyerinden altığı terfi ile inanılmaz bir bencillik örneğine tanık oluyoruz. Tüm evliliğini kurtarma hayallerini Paris'e bağlamış ve planlarını buna göre yapmış olan April için bu durum evlilik hayatı için bir bitiş olur. Aşk artık gerilerde kalmıştır. Aşkın yerini kavgalar, laf geçirmeler akabinde kendine dönük, yalnız ve tekdüze bir yaşam alır.
Sonuç itibari ile hayal kırıklığını kaldıramayan ve bir şekilde hem Frank'ten hem de kendisinden öç almak adına ikinci bebeğini kendi kendine düşürmeye çabalayan April kan kaybından ölür. Bu da Frank'e kapak olur...
Film genel olarak beni üzdü, romantik bir film beklerken gerçeğin ortasına sizi fırlatarak gerim gerim geren bu film Kate Winslet'in ne kadar muhteşem bir oyuncu olduğunu tekrar tekrar göstermiştir.
Arşivinizde bulunması gerektiğini düşünüyorum.
2 Nisan 2009 Perşembe
29 Mart 2009 Pazar
Taxi Driver


28 Mart 2009 Cumartesi
Filimadamı
25 Mart 2009 Çarşamba
Durgun

21 Mart 2009 Cumartesi
15 Mart 2009 Pazar
Kadın; Seçmek ve seçilmek

14 Mart 2009 Cumartesi
10 Mart 2009 Salı
Soğan böreği gibi beynim
7 Mart 2009 Cumartesi
Ella Elle L'A
Laisse tomber les filles
Dead like me - Life after death
5 Mart 2009 Perşembe
The boy in the striped pyjamas


4 Mart 2009 Çarşamba
Rachel getting married

Filmin buruk yanları kadar eğlenceli anları da vardı. Mesela Sidney ile kızların babasının bulaşık makinesine en çok bulaşığı en kısa sürede yerleştirme bahsi, yaşanan curcuna.
Film hareketli kamerayla çekilmiş, geneli yakın çekim ve sanırım arada el kamerası kullanılmış. Bu da filme inanılmaz bir doğallık ve sempati katmış. Bana kalırsa filmi seven kadar sevmeyen ve bunalanlarda olacaktır. Her kesime hitap etmediğini düşünüyorum.
Ve ayrıca; her telden soundtracklere sahiptir. Bayıldım dım dım...
3 Mart 2009 Salı
Güneşin Oğlu
Güneş tutulması ile değişime uğrayan emekli öğretmen Fikri'nin önce üniversite öğrencisi Ahmet, garson Burak, kiralık katil Murat, sonrasında Şair
Filmde Haluk Bilginer'in ağlaya ağlaya söylediği şu dizeler beni benden almıştır oturdum yazdım kelime kelime...
Aman kendini asmış yüz kiloluk bir zenci
Üstelik gece inmiş ses gelmiyor kümesten
Ben olsam utanırım bu ne biçim öğrenci
Hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten
İyi nişan alırdı kendini asan zenci
Bira içmez ağlardı babası değirmenci
Sizden iyi olmasın boşanmada birinci
Çoook canım sıkılıyooooo kuş vuralım istersen
Sonuç olarak güneş tutulması anında doğmuş kişiler güneşin oğlu ya da kızıdır ve ölümsüzdür. Ölen kişilerin yerlerine geçebilirler çünkü ruhları özgürdür.
Aranızda güneşin evladı olan var mı?
1 Mart 2009 Pazar
The Reader

"The Lady with the Little Dog"
Bu cümleyle başlamak istedim filmi anlatmaya. Anton Chekhov'a ait bir kitabın ismi.
Son zamanlarda o kadar güzel filmler varki sinema dünyasında heyecanlanıyorum ve hepsinden bahsetmek istiyorum.
2008'in en en iyi filmlerinden biri olan The Reader 'ın yönetmeni Stephen Daldry. Bernhard Schlink kitabından uyarlanmış filmin başrollerini Oscar kazandıran Hanna Schmitz rolü ile muhteşem insan Kate Winslet, Michael Berg karakterinin gençliğini canlandıran adını ilk kez duyduğum David Kross ve yine aynı karakterin yaşlılığını oynamış Ralph Fiennes.
1958 yılında Batı Almanya'da 20'li yaşların ortalarında olan Hanna'nın tesadüf eseri 15 yaşındaki Michael ile tanışmasıyla başlar film. Michael ilk cinsel deneyimini yaşadığı Hanna'ya aşık olur ve bu şekilde yaşamaya başlarlar. Zamanla Hanna Michael'dan ona kitap okumasını ister. Hanna kitaplarla sevinir, heyecanlanır, korkar, ağlar... Hanna asla kitap okumaz çünkü o ona kitap okunmasından hoşlanır.
Michael 16 yaşına bastığında Hanna hiçbirşey demeden çeker gider. Böylece Michael onu uzun bir süre görmez. Bu zaman zarfında Michael hukuk öğrenimi görmeye başlar. Yaşıtlarıyla beraberdir vs... Yapacağı meslek gereği dava izlemeye gittiği bir gün Yahudi soykırımı yapan Nazi gardiyanlarından 6 kadın arasında Hanna'yı görür. Ve film başladığı dakikadan itibaren sizi kucakladığı hüznü iki katına çıkartır şaşkınlığınızın yanında. Daha fazla anlatmak istemiyorum çünkü bana tüm filmi anlattığım içn kızıyorlar.
Film Batı Almanya'da geçmesine rağmen dilin İngilizce olması tek fiyaskoydu bana sorarsanız. Bu ayrıntı beni inanılmaz rahatsız etti. Fakat bunun dışında inanılmaz etkileyici ve akıllardan silinmeyecek bir film ve bir Kate Winslet idi.
The Edge of Love


28 Şubat 2009 Cumartesi
Changeling

27 Şubat 2009 Cuma
Bride Wars

24 Şubat 2009 Salı
Elegy

23 Şubat 2009 Pazartesi
Umut, Hayat akan bir sudur
Everest Yayınlarından çıkan Ayşe Kulin'nin son kitabı Umut gayet sürükleyici ve değişik bir aile ansiklopedisi. Tek bir aile soyağacı yerine anne ve baba geçmişini ayrı ayrı göstererek anlama kolaylığı sağlamış Kulin. Geleceğine güzel bir armağan da sayılan kitap yormadan, çizgisini bozmadan, kişilerin iyi anlatımı ile kitabı yazanı bilmeyen biri Ayşe Kulin tahminini rahatlıkla yapabilir. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş yapan ülkenin sürgündeki bir vekili ve bu vekilin geniş ailesinin yeniliklere ayak uydurması, yaşadıkları burjuvazinin getirdikleri, kadınlara tanınan hakların genişleyerek, bu konunun halk görüşü. Yer yer vatan sevgisinin dile getirildiği romanda Ermeni asıllı büyük enişte Aram ile büyük teyze Sabahat arasındaki büyük ve yenilmez aşk. Bu aşka gösterilen tepkiler, aile kavgaları, evde yaşanan komik olylar ve Ayşe'nin doğumu . Genel anlamda okunması gereken güzel bir kitap.81. Oscar ödül töreni
En iyi kadın oyuncu: Kate Winslet (The reader)-İzleyip de beğenmediğim ödüllük bir performans sergilediğini düşünmediğim Penolope ödül alması hoş olmadı bana kalırsa.

- The Curious Case of Benjamin Button'nın hakkını yediğini düşündüğüm bir ödül olmuş bu. Milk filminin adaylıkları bile beni şaşırtmıştır.
En iyi kostüm tasarımı: The Duchess (Micheal O'connor)
En iyi orijinal şarkı: Slumdog Millionaire ( a r Rahman - jai Ho)
En iyi ses miksajı: Slumdog Millionaire (Ian Tapp, Richard Pryke, Resul Pookutty)
En iyi ses kurgusu: The Dark Knight (Richard King)
En iyi görsel efekt: The Curious Case of Benjamin Button (Eric Barba, Steve Preeg, Burt Dalton, Craig Barron)
En iyi animasyon: Wall-e (Andrew Stanton)
22 Şubat 2009 Pazar
Güncem
21 Şubat 2009 Cumartesi
Kurbağalar
Türkiye'de dul kalan kadına bakışı tüm açıklığı ile anlatan bir film Kurbağalar. 1985 yılında Trakya'nın Sultaniçe köyünde çekilen filmin yönetmeni Şerif Gören. 1986 Sinema Yazarları En İyi 10 Film Seçimi En iyi 4. Film, 1986 Nantes Film Festivali Birincilik Ödülü ve 1986 Antalya Altın Portakal Film Festivali Birincilik Ödülü gibi ödüllerin sahibi filmin başrollerini Hülya Koçyiğit ve Talat Bulut paylaşmaktadır.















