4 Şubat 2011 Cuma
Oğullar ve Rencide Ruhlar
2 Şubat 2011 Çarşamba
Gizliajans
-di'li zaman
1 Şubat 2011 Salı
31 Ocak 2011 Pazartesi
Kar daneleri pıtır pıtır düşer-i-ken
25 Ocak 2011 Salı
Nfrt
Ben de iletiyorum buradan.
22 Ocak 2011 Cumartesi
Tamam şimdi buldum. Laylaylaylaa
10 Ocak 2011 Pazartesi
Bir şapkayı beğenince kafana çiviyle çakıyor musun?
30 Aralık 2010 Perşembe
Öyle Bir Geçer Zaman ki
--- spoiler ---
Ali
İzlediğimiz bunca bölümde yaşananlara tek sebep ali kaptanın önü alınamaz kompleksidir. Ali kaptan yokluğunda ailesi tarafından özlenmez. Ailesi o yokken de yaşayabilmekte ve mutlu olabilmektedir. Cemile çocukları ile bir bütün ve tam bir ailedir babanın denizde olduğu zamanlarda. Bütündürler dedim ya. Ali ise denizde yalnızdır. Aylar sonra eve geldiğinde çocuklarına aile reisinin kendisi olduğunu gösterme çabasına girer fakat bunu öylesine bencilce, katı tutumlarla yapar ki ters teper ve çocukları Ali'den huzursuz olurlar. Çocukları üzerinde etkili olamadığını ve onların kendisi olmadığında ne kadar mutlu olduklarını gördükçe daha da kinlenir, hazmedemez bu durumu. Ali zayıf karakterli, zavallı denilebilecek bir yapıdadır. kendi oğlu Mete'yi dahi kıskanacak kadar kendine güvensizdir. Bundandır ki Caroline'e ihtiyaç duyar. Egosunu Caroline'nin uzun boyunda, sarı saçlarında, işvesinde cilvesinde tatmin eder. Ölüm kapısına dayandığında ise Cemile'den helallik ister. Böylesi acizdir.
Cemile
Zamanında annesinin ölümüyle baba evinde huzursuz günler geçiren Cemile Ali ile tanışır. Anladığım kadarı ile üvey anneden de kurtulma derdiyle evlenir ve bomboş, fakir bir eve gelin gider. evi yuva yapar Cemile. Didinir, çocuklar doğdukça daha da didinir. Evlidir fakat günümüzün bekar anneleri gibidir. Yalnızdır çoğu zaman. Bütün yük omuzlarındadır. Tek bir isteği vardır; kocasının uzaklardan geldiği o sürede kendisine ve çocuklarına şefkat göstermesi, onları sevmesidir. Fakat kocası artık onu sevmemekte hatta hor görmektedir. Evde büyük huzursuzluk vardır Ali geldikçe. Herkesi idare etme görevi de yine Cemile'ye aittir. Öyle ki aldatıldığının anlaşıldığı vakit Mete'nin babasına saldırmasında yine de Mete'ye Ali'nin onun babası olduğunu anlatmaya çalışır. Çocuklarını olaya karışltırmamaya çabalar. Cemile'nin yaşadıkları çok ağır olaylardır bakıldığında. Cemile önce bir kadındır ve hayal kırıklığı tarif edilemeyecek şekilde büyüktür. Nasıl bir adamla evli olduğunu yaşayarak görmekte ve hata yaptığını ilk kez kendisine itiraf etmektedir. Kıskançlık duyar Caroline'e. Onu tepeden tırnağa süzer ve cinnet anında kadını bıçaklar. Çünkü zarar vermek istemiştir Calonie'e, Ali'ye ve tüm dünyaya. Kabullenememektedir bu durumu. Cemile hapse düşer. Cemile kendi evinde kocasını başka bir kadınla öpüşüp dans ederken yakalar. Cemile kendi evinde o kadının izlerine tanık olur. Cemile çocuklarının kış vakti sokaklarda kaldığını öğrenir. Cemile kocasının onları evden atmak için polisle kapıya dayanacak kadar soysuz olduğunu anlar. Bir kadın olarak Cemile çok fazla güçlüdür. Yıkılmamaktadır. Herşeye rağmen çocukları ile birliktedir. Birlikten kuvvet doğar felsefesi ile daha da tutunurlar birbirlerine. Ve bu tutunuş Ali'yi çileden çıkartan en büyük durumdur. Onlar bir arada ve mutlu iken Ali belki de sevdiğini sandığı Caroline ile yalnız ve evet, mutsuz bir yaşama gittiğinin farkındadır. Bu farkındalık belki de ona yeni bir hayat kurma düşüncesini bağıra bağıra söyletmektedir. Kendini de inandırmaktır aslında tüm amacı. Cemile, annedir. Yıkılmaz bir kaledir. Fakat hayatının ikinci büyük hatasını Osman ile Mete arasında yaptığı tercihle izletir bize. Fakat anneler de çaresiz kalabilir, yanlış karar verebilir. Mete'nin annesiz bir süre yaşayabileceğini aklına getirmez. Mete hapse atılırsa hayatının kararacağından emindir. Ayrıca evin bir erkeğe ihtiyacı vardır. Bbu sebep ile sıkışmıştır ve Osman'dan vazgeçer. Bunu Osman'nın bütün eşyalarını bavula koymasından anlayabiliyoruz. Halbuki Osman'nın Mete'den daha fazla anne'ye ihtiyacı vardır. Osman annesiz yaşayamaz. Cemile bunu gelecekte anlayacaktır fakat geç olacaktır sanırım.
Caroline
Gücü ve erkekler üzerinde egemenlik kurmayı seven bir kadındır. Amaçlarını belirler ve bunlara ulaşmak için her yolu deneyebilecek kapasitededir. Kendi ülkesinde yaptığı soygun sonrası ortağı ve aynı zamanda sevgilisi olan Ekber'i hapse yollayan Caroline Ali ile tanışır ve Ali'ye aşık olur. Bbunda Ali'nin boyunun posunun yanında parmakta oynatılacak kadar zayıf karakterinin de etkisi vardır. Türkiye'ye gelmesi ise artık Hollanda'da yaşamak istememesi ve Ali ile acilen yeni bir hayat kurmak istemesidir. Fakat Cemile tarafından bıçaklanması bunun pek de o kadar kolay olmadığını anlamasına neden olur. Caroline Cemile karşısında büyük kıskançlık duymaktadır. Cemile gibi bir kadının Ali 'yle nasıl evli olabileceğini düşündükçe daha da kıskanır ve duyduğu aşağalık kompleksi Ali'ye daha da gaz vermesine neden olur. Cemile'nin güçlü bir kadın olması, onu görmezden gelmesi, ağırbaşlılığı Caroline'e hiçbir zaman aşamayacağı bir engel gibi gelmektedir. Bunu bildiği için de Cemile'yi ve çocuklarını mahvetmek için elinden geleni ardına koymaz. Ali onun en güzel aracıdır. Fakat Ali'nin onun sözünden çıkıp da kendi iradesi ile birşeyler yapmasına tahammül edemez. Bencildir Caroline, sadece kendi vardır. Kazık attığı eski sevdiceği Ekber geldiğinde olacakları ise Türk izleyicisi keyifle izleyecektir.
Berrin
Evin en büyük çocuğu Berrin ayrıca ailenin anneyle empati kurabilen tek bireyidir de. Aile içindeki huzursuzluk erken büyümesine yol açmıştır Berrin'nin. Annenin ev içinde ve dışında en büyük yardımcısı, akıl danışanılanıdır. Okumuştur. Üniversitelidir, hukukçudur, inatçı ve idealisttir. Bazen bir çocuk, bazen bir anne ve bazen de saftır. Babanın kaba saba davranışlarıyla utanandır. Ahmet'e aşıktır. Hakan tarafından aşık olunandır. Berrin Ahmet'in evli olduğunu öğrenmiştir. Acaba o da bir Caroline midir? Gözyaşlarının ve öfkesinin çoğu kendinedir. Ahmet acaba babası gibi bir erkek midir ki karısı olduğu halde Berrin'e yanaşmıştır. Bunu hazmedemez Berrin. Diğer yanda geleceği parlak Hakan vardır. Ona sonsuz korunma sunacak olan Hakan kibirlidir Berrin'e göre. Dudakları Ahmet'in dudaklarındayken bilmez ki geleceğini Hakan belirleyecektir.
Aylin
Yaşı gereği aklı bir karış havadaymış gibi izledik ilk bölümlerde Aylin'i. Ailedeki kavgalı gecelerin sabahında herkesle barışık olan Aylin kuzeni Mesude'nin etkisiyle başka bir dünya düşlemektedir. 16 yaşında bir kız için gayet normal duyguları vardır. Babanın tutumlarına alışmış ve artık umursamamaktadır. Belki de babadan korkmaktadır, çekinmektedir. Babanın sevgisine daha bir muhtaçtır. Babası diğerlerinin aksine ona sarıldığı ender anlarda yüzündeki ifadeden bunu görebilmekteyiz. Aylin'nin değişmesi Soner'i tanıdığı günle başlar. Olgunlaşması Soner'le çiftlik evine gittiği gündür. Soner'in Aylin'e kardeşi Murat ile evlenmesini teklif ettiği gün ise Aylin artık hayatı tam manası ile anlar. Haksızlığa uğradığını düşünür ve bir anda Soner'e bağırmaya başlar. Bir kaç tabak ve kadeh kırmıştır kalbine karşılık. O kırılırken, bir gururunun olduğunu keşfeder. Gururudur onu, o gece elbisesi ile sokaklarda bir başına ağlayarak yürüten, gururudur Soner'in ona aldığı takıları çıkartıp arabaya fırlatan, gururudur Soner'in tüm tekliflerini geri çevirerek onu dağ başında çamurlar içindeki evde yaşatan. Aylin'i Mesude'den ayıran da budur zaten. Fakat Aylin'nin daha vakti gelmemiştir, gelecekte çok taşları oynatacaktır yerinden. Bu böyle biline.
Mete
Babanın yokluğunda ailesini koruyup kollama görevini üstlenmiş, ergenliğin getirdiği gerginliğe eklenen baba ile geçimsizlik Mete'yi öfkeli ve fevri yapmaktadır. Devamlı savunmaya hazır hali de bundan kaynaklanmaktadır. Mete özünde kırılgan ve duygusaldır. Şefkatlidir kadınlara karşı. Annesi onun için en değerlidir hayatta. Babası ise en büyük düşman. Haksızlık asla kabullenemediğidir. Bu uğurda evini ateşe verecek kadar da gözükaradır. 15 yaşında bir büyük adamdır. Mete mutluluğu bir mandolinde bulan bir çocuktur diğer yandan. Onu öven ve takdir eden öğretmenine aşık oluveren yeniyetmedir. İnci öğretmenin birkaç tatlı lafı Mete'yi bambaşka biri haline getirivermektedir, yüzü aydınlanır. Sevgidir aradığı hayatta. Babasında bulamadığı sevgiyi arar durur fakat bilmez ki günden güne babasına daha çok benzer öfkesi. Mete büyük bir adam olmayacaktır gelecekte. Kendisini ailesine adayacaktır ve belki de kalbi her daim kırık olacaktır kimbilir.
Osman
5 yaşında bir çocuğun sessizliği var Osman'da. Hani misafirliğe gittiğinde uslu uslu oturup boyama kitabını boyayan çocuk gibidir. Susması gerektiğinde susar. Belki de susması gerektiğini babası eve geldiği vakitlerde öğrenmiştir. 5 yaşında bir çocuktan daha çok gözlem yapar sustuğunda. İzleyerek öğrenir çoğu şeyi. Berrin'den aşkı öğrenir, aşkın mutlu ettiğini anlar. Ahmet'in notunun Berrin'nin yüzünde yarattığı parlamayı görür. Berrin Osman için gül şurubu yapabilen ikinci bir annedir. Bir bölümde söylediği gibi; annesi yokken aslında Berrin de annesizdir. Mete'de ise öfkeyi izler Osman. Çaresizliği izler. Asla yıkılmamayı ve pes etmemeyi öğrenir. Osman küçük yaşında kahramanı yaptığı babasının gerçekte onlara ne kadar kötü şeyler yaptığına tanık olur. Hayalleri yıkılır, tuz buz olup gözünden akar yaş olarak. Babası onları her incittiğinde biraz daha geri çekilir. Ve gün gelir babasını beklememeyi öğrenir. Bilir ki babası onu sever; fakat Osman babasının sadece onu değil; annesini, Berrin'i, Aylin'i ve Mete'yi de bir o kadar sevmesini ister. Gelecekte babasından intikam alacak kişinin de Osman olmayacağını kim garanti edebilir?
--- spoiler ---
Sonuç itibari ile bu diziyi izlerken sinirleniyoruz, ağlıyoruz ve sonunu merak ediyoruz. Biliyoruz ki bunları yaşayan çok aile var.
13 Aralık 2010 Pazartesi
Tanrı'nın boş vakti var mı?
9 Aralık 2010 Perşembe
Sol gözü mavi köpek
8 Aralık 2010 Çarşamba
29 Kasım 2010 Pazartesi
Başlık bulamadım şimdi
14 Ekim 2010 Perşembe
Alışverişkolik ve Pembe Dünyası
Alışverişkolik Yurtdışında
Alışverişkolik ve Evlilik
Alışverişkolik ve Ablası
6 Ekim 2010 Çarşamba
Frankenstein - Mirasyedi 1. Kitap
30 Eylül 2010 Perşembe
The Flintstones
29 Eylül 2010 Çarşamba
Dağlar, Tepeler
26 Eylül 2010 Pazar
Mübalağa etme senin de olur
24 Eylül 2010 Cuma
Cenaze
Kim bilir daha neler olacak neler.
23 Eylül 2010 Perşembe
Adam Olmuşum Ben
"Çevrende herkes şaşırsa,
bunu da senden bilse,
sen aklı başında kalabilirsen eğer,
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır,
hem kendine güvenirsen eğer,
bekleyebilirsen Usanmadan,
yalanla karşılık vermezsen yalana,
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana.
Düşlere kapılmadan düş kurabilir,
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir,
ikisine de vermeyebilirsen değer,
söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz,
kandırabilir diye safları, dert edinmezsen,
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz,
koyulabilirsen işe yeniden.
Döküp ortaya varını yoğunu,
bir yazı turada Yitirsen bile,
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu.
Yüreğine, sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da,
herkesin bırakıp gittiği noktada,
sen Dayanabilirsen tek.
Herkesle düşüp kalkar, erdemli kalabilirsen,
unutmayabilirsen halkı, krallarla gezerken,
dost da düşman da incitemezse seni,
ne küçümser, ne büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyi ile dünya önüne serilir,
üstelik oğlum, ADAM oldun demektir..."
22 Eylül 2010 Çarşamba
Gelin
17 Eylül 2010 Cuma
Missist'siz kalmayın
8 Mart 2010 Pazartesi
Kadın Günü
4 Mart 2010 Perşembe
Hoş Geldim
30 Eylül 2009 Çarşamba
Perfume:The Story of a Murderer
24 Eylül 2009 Perşembe
Balkanlar

15 Eylül 2009 Salı
Senden Başka Yok!
*SpoilerAğır bir trafik kazası geçirerek baba evine dönen Anna Walsh 2 aydır sargıların içinde, İrlanda'da çılgın ailesi ile yaşamaya çabalayan 30'larında bir kadındır. 1,5 yıl evvel evlendiği Aidan ile muhteşem bir aşk yaşayan Anna bu her zaman moda dergilerinde gördüğümüz güzellik malzemesi markası büyesinde çalışan bir asistandır. Kitap kurgu olarak diğer kitaplardan fazlasıyla farklı. Şunu içtenlikle söyleyebilirim ki; mantığın almayacağı hiç bir abartı yok. Her neyse... Kitap üç bölüm halinde. İlk bölüm İrlanda'da geçen yaralı zamanlar ve Anna'nın Aidan'a olan hasreti. Anna'nın çılgın ablaları, kardeşi Helen ve ebeveynlerini konu olıyor. İkinci bölümde Aidan'nın öldüğünü öğreniyoruz. Aslında tahmin ediliyor tabii de her an herşey olabilir öyle değil mi? Kesinlikle aynı tarz kitaplarda olmayan bir şey bu farkettiyseniz. Kitap "ölüm", sevgilinin "ölmesi" üstüne kurulu. İşte sürüklenmemiz de bu evre sonrası gerçekleşiyor. Anna öldüğünü bir türlü kabullenemediği kocasına her gün mail atar. Ona telefon ederek otomatik mesajdaki sesini dinler. Hasreti dayanılmaz olduğu bir gün medyumlardan medet umarak, ölülerle irtibata geçen bir grup insana katılır. Anna artık Pazar günlerini kilisede yeni ruhani arkadaşlarıyla geçirmeye başlar. Fakat asla Aidan'la konuşamaz. Hatta abartarak bir de yarım saati 2500 dolar karşılığı ünlü bir medyumdan aylarca randevu bekler. Fakat randevu alabildiğinde artık çok geçtir. ( merak uyandıralım biraz)
Bu durumların yanısıra, inanılmaz bir mail trafiği yaşar Anna. Kız kardeşi Helen’nin dedektif bürosunu basan Harry Büyük ve adamlarının yine ünlü mafya kadını olan karısı Detta’yı yine başka bir mafya babasıyla olan ilişkisini ortaya çıkartması için tutmasını konu edinen süpersonik mailleri kitabın gidişatini bir anda başka bir dünyaya çekebilecek kadar ustaca işlemiş yazar.
Kitap okurken sıkılmak istemiyorsanız okuyabilirsiniz.
5 Eylül 2009 Cumartesi
Bir blogda saat olmalı mı?
Cehennemde Balo Geceleri

Bunun yanında "Kara Melek" isimli hikayenin filmi çekilmiş olsa güzel bir ilgi görür diye düşünüyorum. Kurgu bakımında en iyi hikaye buydu kanımca... Siz benim anlattıklarımın etkisinde kalmadan okuyun yine de bu kitabı, kendi etkinizi yaratın diyorum...
2 Eylül 2009 Çarşamba
Musa'nın Mücahiti
Musa'nın Gül'ü sonrası Musa'nın Mücahiti okunmaz mı? Tabii ki okunur. Ergün Poyraz' ın bir diğer kitabı Bülent Arınç üstüne yazılmış ve bizlere sunulmuştur. Siirt'ten Girit'e kadar olan aile yolculuğundan, Girit isyanından, asker Kubilay'ın öldürülmesinden bahsedilen kitap, Arınç'ın zaman içinde yaptığı konuşmaları kanıt göstererek Yahudi ve Amerika yandaşlığına kadar vardırılan sözleri yine yeniden "Nereye gidiyor bu ülke?" sorusunu akla getiriyor. Kitapta dikkatimi çeken ise; Nazım Hikmet hakkında yazılanlardı. Türkiye düşmanlığı yanında bile isteye Rusya vatandaşı olmuş bir kişinin cenazesini Bülent Arınç neden Türkiye'ye getirmek ister ve bu konuda vicdanen borç yükümlülüğüne girer? Ülker firmasına ait bir kahvaltılık yağın kolestrol düşürücü özelliği nasıl olur da bir ülkede kolestrol ilacı bulumunu zorlaştırabilir? Ne tür bir işbirlikçiliktir, ne kadar bir pazar payı vardır ürünlerin bunların cevaplarının bir kısmı kitapta mevcuttur. "Yazar, bu kitabında da Bülent Arınç'ın tüm bilinmeyenlerine projektör tutuyor. Dedeleri, ailesi, siyasi geçmişi ve şimdiki durumu hakkında 'Şok' belgelere yer veriyor. Kitapta Bülent Arınç'ın hayat hikâyesini okurken hayretler içinde kalacak, 'Bunlar mı bizi yönetiyor' diye uzun uzun düşüneceksiniz.
Bülent Arınç’ın Yahudilere kardeşlik mesajı
Amerikan köpekleri
Doğramacı’nın üniversitesi
Bülent Arınç’a akıncı şoku
Devlet bütçesinden erotik film
Arınç’ın dedeleri
Özal’ın şortunu öpermiş
Anne Arınç’ta sonradan örtünmüş
Ya Gazi Paşa duyarsa
Arınç’ın yemek parası
Ülker’den bir ilk daha
Ülker’in Ermeni ortakları
Müslüman ve Yahudi Harbi 2
Ermenistan’ın üzerine bir bomba
Şeytan yolu
Anlamak mümkün değil
Cezaevi Masalları
Şeriat övgüsü "
27 Ağustos 2009 Perşembe
Musa'nın Gül'ü

12 Ağustos 2009 Çarşamba
No Baggage

11 Ağustos 2009 Salı
Not Fair

8 Ağustos 2009 Cumartesi
Sunset Blvd.

7 Ağustos 2009 Cuma
Ezgim doğalı tam 20 yıl oldu bugün
5 Ağustos 2009 Çarşamba
Alice in Wonderland























