14 Kasım 2008 Cuma
Çok kötü hareketler bunlar
13 Kasım 2008 Perşembe
Alkışlarım 120 için.

12 Kasım 2008 Çarşamba
"Peri Tozu" hakkında demeç veriyoruım


11 Kasım 2008 Salı
10 Kasım 2008 Pazartesi
Belki "First Lady" olurum


9 Kasım 2008 Pazar
Pazar Kahini


Edit: Kahin Bulgarmış ve 84 yaşında ölmüş, bu sebeple benim hakkımda herhangi bir şey demesi mümkün değildir.
"İçimden geldiği gibi" isimli arkadaşa teşekkürler.
6 Kasım 2008 Perşembe
Dünyanın gördüğü en pişkin sapık

5 Kasım 2008 Çarşamba
Hem lezzetli hem tehlikeli


4 Kasım 2008 Salı
Vakko fazla mı pahalı ne?


Akıllı Örümcekler
3 Kasım 2008 Pazartesi
Yaşasındı tatil
Bir hafta yayılıp da tekrardan işe gelmek ne büyük kabus. Sabah 0515'de kalkıp iş yerinde kaç saat geçirdiğimi hesapladım. Tam 9 saat evimden uzakta işyerindeyim. Hadi işe hazırlanma ve yolu da sayarsam 0545-1930 arası ben iş ile meşgulüm. Ne büyük bir zaman dilimi değil mi? 2200'de de sızıp kaldığımı düşünürsek acınası bir durum bu...
Bu sebeple 1 haftalık iznimde yattım, uyudum, pijamalarımla oturup kahve içtim 3 adet kitap bitirip film izledim. Gazetelerle daha bir haşır neşir oldum ve durdum... Boşboş durdum... Bununla beraber 2 kilo aldım... Açıkçası canım hiç işe gelsin istemedi... Kimsenin canı işe gelsin istemez zaten... Yaşasındı tatil... Ama bitti :(
2 Kasım 2008 Pazar
Cennet

31 Ekim 2008 Cuma
Moralin mi bozuk? Patlat bir Sophie...

30 Ekim 2008 Perşembe
Hatırlamak, bayramlık elbiselerde leke bırakır.
29 Ekim 2008 Çarşamba
The Accidental Husband

Kaynak
Nam-ı diğer Jelibon... Evet Sana
27 Ekim 2008 Pazartesi
26 Ekim 2008 Pazar
25 Ekim 2008 Cumartesi
Blogger.com’a mahkeme engeli
İSTANBUL - En popüler İnternet günlüğü (blog) servisi blogger.com, Türk Mahkemeleri tarafından engellenen büyük siteler kervanına katıldı.
Haberin devamı
İnternet dünyasının kişiselleşmesinde büyük rolü olan ve Web 2.0 dünyasının en yoğun şekilde kullanılan internet günlüğü (Weblog, Blog) servisi blogger.com‘a Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi 20.10.2008 tarih ve 2008/2761 sayılı kararı gereği erişim engellendi.
NTV’nin haberine göre servisin ana etki alanı blogger.com ile birlikte kullanıcıların günlüklerini yayınladıkları alt etki alanlarını barındıran blogspot.com etki alanına da erişim tüm alt etki alanları ile birlikte engellendi.
TÜRKİYE’DEKİ KULLANICI SAYISI ÇOK
24 Ekim 2008 Cuma
Unutmak bir hap kadar yakın, çıldırmak daha da...

Georgia Tıp Üniversitesi'ndeki Beyin ve Davranış Keşif Merkezi'nce yapılan deneylerde, kötü anıların saklanmasına yardımcı olan bir çeşit molekülün izole edilmesi sağlandı.
joel : günlügümün bazi sayfalari yirtilmiş, oysa böyle bir şey yaptıgımı hatırlamıyorum. bir şeyler yazmayali ne kadar olmuş...clem: ben bir kavram değilim, joel. sadece huzur arayan bir kızım. ben mükemmel değilim.
joel: sende hoşlanmadığım hiçbir şey göremiyorum.

22 Ekim 2008 Çarşamba
".. O sıralar çok yumuşak, çok duygulu, orta tabakadan bir metresim vardı. Yazdığı duygulu içli mektupları beni güldürürdü. Ona yaşattığım üzüntüleri, kendi çektiklerimden anladım. Beş dakika boyunca onu dünyada hiçbir kadının sevilmediği kadar kuvvetli sevdim..."
Alexandre Dumas'ın Kamelyalı Kadın kitabından alıntı.
Duvarlarımda insanlar olsun istiyorum
1-
2-
Tabii daha farklı seçenekler de mevcut mesela;

21 Ekim 2008 Salı
20 Ekim 2008 Pazartesi
Aşk, Gurur ve Pazartesi
Kitabın filmine gelince; Matthew Macfadyen'ın muhteşem oynadığı Mr. Darcy için film bir kez daha izlenecekse de Keira Knightley'nin oynayamadığı Elizabeth Bennet karekteri için mutlaka filmden önce vaya sonra kitabı okumanızı tavsiye ederim.

15 Ekim 2008 Çarşamba
Poverty - Yoksulluk

Arada sırada kurcalamaktan zevk aldığım "blog action day" sitesi bugün bana 15 Ekim'i hatırlattı maille. 15 Ekim 2008 neyi mi ifade ediyor?
Genel olarak; "Blog Hareket Günü, dünya blog yazarlarını, podcast ve videocast yayını yapanları aynı gün aynı konuda yazmaları için bir araya getirmeyi amaçlayan, kar amacı gütmeyen, her yıl yapılan bir organizasyondur. Blog Hareket Günü'nün amacı, binlerce farklı insanın farklı görüş ve fikirlerini tek bir konuda odaklamalarını sağlayarak dünya çapında bir tartışma başlatmaktır." diyor sitede... Bu yıl ki konu da başlıktan da anlaşıldığı üzere "Yoksulluk"...
15 Ekim; kış aylarının ilk durağı... Yoksulluğun daha bir çıplak gözüktüğü zamanlar... Çoğumuz için olağan bir durum pek tabi. Öyle fazla ki yoksul insan, alıştık sokakta yürürken aç olduğu anlaşılan kişilerle yanyana olmaya... Toplumun bireyselleşmesiyle bencilliğin artması paralel günümüzde. Tabi bu da güvensizliği doğurmakta saklı gizli. İnsanlar bağış yapacakları kuruluşların kapısında belki defalarca düşünüyorlar paralarının hangi amaç için kullanılacağını. Peki bu sebepler var oldukça yoksulluğun önü alınabilir mi?
Yoksulluk çağımızınöylesine uzun zaman öncesinden gelen bir sorundur ki; Kuran-ı Kerim'de bunun biraz olsun engellenebilmesi için Zekât vermek, kurban keserek belirli ölçüde etini yoksullara dağıtmak, aynı şekilde bir yoksula sadaka vermek bir müslüman için büyük önem taşımaktadır. Ve kutsal kitapta bu eylemler defalarca ve defalarca belirtilmiştir insanlığa. Yine Ramazan ayında kurulan o iftar çadırları neden bu kadar fazla dolup taşıyor sizce? Çünkü yoksul ve aç insan özellikle büyük şehirlerde çok fazla. Bunlar sadece benim vermek istediğim örneklerdi. Yazdıklarım taraflı bir düşünce kesinlikle değildir. Altını çizmek isterim bunun.
Kişisel önerime gelirsem; bana göre yoksulluğu para ile değil yemek ile durdurabiliriz. Aç olduğunu ve ya üşüdüğünü söyleyen bir insana para vermek yerine yiyecek alarak yahut onu giydirerek daha verimli olur diye düşünüyorum... Belki de yoksul olmadığım için açlık hakkında hiçbir şey bilmesen yazıp duruyorum.
Sizler yine de blogactionday sitesini bir ziyaret edin derim ben.
Laik genç kızlar Marx’ı Marks&Spencer sanırmış
Sabahın köründe Hürriyet Gazetesi'nde çıkmış haberi görüp de kahkaha atmama sebep olan, cehaletin pençesine düşmüş, eşcinsel yanlısı Havva Yılmaz'dan Allah razı olsun. Kendisine kafasını bir süre açıp hava aldırmasını rica ediyor, aksi taktirde beyin hücrelerinin zarar görebileceğini de eklemek istiyorum.

Sokaklarda her gün gördüğümüz türbanlı bayanlara benziyor değil mi?
Kafa kapansın yeterli...
14 Ekim 2008 Salı
Bugün benim doğum günüm
Merhaba arkadaşlar,Moralim bozulduğunda her ne kadar doğduğum güne lanet etsem de, çoğunlukla seviyorum kendimi ve iyi ki doğmuşum diye şükrediyorum Allah’a.. Yıllar geçtikçe zamanla doğum günü heyecanım azalsa da, yine bir kıpır kıpırlık mevcut bu kırılgan kalbimde...
Doğum günümü kutlayan herkese çok teşekkür ederim. İyi ki doğdun diyenlere daha da teşekkür ederim.
"son günlerde çok düşünür oldum
zor zamanları çabuk atlatır oldum
bakıyorum aynaya her gece içim rahat biraz yorgunum sadece
hayatıma giren herkese yaşanmış herşeye
teşekkürler büyüyorum sizinle... "
10 Ekim 2008 Cuma
Fazilet ve Hasan Boğuldu
Yüzlerini film karelerine çok yakıştırdığımız yerli aktirstler vardır mutlaka. Onları yurtdışında herhangi bir film şirketinin yapmış olduğu filmlere yakıştıramayız. Yani rol kapasiteleri sanki sadece yerli filmlere yetiyormuş gibi algılarız... Aslında bu sinemaya at gözlükleri ile bakmak denilebilir kendi açımdan. Benim aklımda bu kıstasa uyan ilk isim kesinlikle Hülya Avşar'dır. Beni en en en çok etkileyen iki filmi; İrfan Tözüm'e ait 1989 yapımı "Fazilet" ve Orhan Aksoy'un 1990 yapımı "Hasan Boğuldu"'dur. Bana göre Hülya Avşar'ın "Berlin in Berlin"'i dahi solda bırakan oyunculuk sergilediğini düşünüyorum iki filmde de... "Fazilet"'te sergilediği o kıskanç kadın tiplemesi, Alev'in olan kıskançlığını fotoğraflarını karalayarak ve hayalleri ile şizofreninin dibine vurduğu sahneleri, sosyal statünün o iki uç noktasının getirdiği ezikliği muhteşem yansıtmıştır. "Hasan Boğuldu" ise mis gibi Ege kokan bir filmdir. Apayrı kültürlere ait kadın ve erkeğin töre çıkmazına girdiği ve genç bir göçebe kızının masumluğunu, sessiz ızdırabını izlediğim andan itibaren çıkartmamıştır aklımdan. "Obanın en güzel kızı Emine ile evlenmesi için töreler gereği sırtına 40 okkalık tuz yüklenen ve o yükü belli bir yere kadar taşıması istenen Hasan'ın öyküsüdür." Bu sebeple Hülya Avşar ne kadar medya önünde şımarık gibi gözükse de aslında işini en iyi yapan sinema sanatçısıdır. 9 Ekim 2008 Perşembe
1
Gucci 2009 İlkbahar-Yaz sezonu






Gucci 2009 İlkbahar-Yaz sezon fotoğrafları için tıklayabilirsin
Çirkin erkek daha çok mutlu ediyor
"Birbirinden güzel kadınlarla birlikte olan çirkin erkeklerin sırrı sonunda çözüldü.
ABD'deki Tennessee Üniversitesi uzmanlarının 82 çiftin evliliğini bes yıl boyunca izleyerek yaptığı araştırmaya göre, eşi kendisinden çirkin olan kadinlar kendilerini daha mutlu ve daha güvende hissediyor.
Araştırmaya göre, eşinden daha çekici olan bir erkegin ufak kaçamaklar yapma şansı daha fazla oluyor. Böyle bir şeyin ihtimali bile evlilikte kadının huzurunu ve mutluluğunu bozuyor. Ancak erkek kadından çirkinse, kadınına daha fazla sahip çıkıyor. Hal böyle olunca, kadınlar da eş olarak kendinden daha çirkin erkekleri seçiyor."
8 Ekim 2008 Çarşamba
Elif beni Mudo'ya götür
Gezgin
Tempo
Country Homes
Mutfak Rehberi
Home
7 Ekim 2008 Salı
Aldous Huxley










