İhsan Oktay Anar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İhsan Oktay Anar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2009 Cumartesi

Efrasiyab'ın Hikayeleri

*Spoiler

Kolpa bir kabadayının ensesinde biten Ölüm ile başlayan, sonrasında torunlarına hikaye anlatan Cezzar dedenin Ölüm'ün canını alacağını anlayarak torunlarını uyutup Ölüm'ün peşine takılması ile devam eden eğlenceli bir İhsan Oktay Anar kitabıdır. Büyülemiş Amat, Puslu Kıtalar Atlası, Kitab-ül Hiyel kitaplarından sonra mizahın bu kadar sağlam işlendiği bir eser beklemiyordum açıkçası.

Kolpa kabadayı Abdurrahman'nın, canını almak için mahalleye gelen ölüme canı pahasına okey onyamayı teklif etmesi, Cezzar dede ve Ölüm'ü aynı masada buluşturur. Fakat Ölüm oyunu Cezzar dedenin elini açması ile kazanır. Kabadayı artık ölü bir kabadayı olduktan sonra, Cezzar dedeye borçlanan Ölüm canını almadan evvel bu borcunu dedeye ödemek ister. Teklifi şudur; Uzun İhsan adında bir faninin canını almak için gideceği yolda birbirlerine hikayeler anlatacaklardır. Cezzar dedeinin her anlattığı hikaye için ona yaşaması için 1 saat daha verecektir Ölüm. Korku, din, aşk ve cennet üzerine birbirinden şahane hikayelerle geçen yolculuk Ölüm'ü de Cezzar dedeyi de bizlere çok güzel tasfir eder.

Sizi hiç sıkmayacak kadar sade bir dille (hatta yazarın en sade dilini bu kitapta görüyoruz) anlatılan romanı okumanızı tavsiye ederim.

28 Ocak 2009 Çarşamba

Amat


İhsan Oktay Anar'ın 2005 yılında çıkarttığı ve eşi Özlem Anar'a ithaf ettiği nefis kitabı. Daha önce bahsettiğim Puslu Kıtalar Atlası'nda ki gibi olay kurgusunun etkileyiciliği ve uyandırdığı merak okuyucuyu sıkmamakla birlikte heyecanı diri tutuyor.





Kitapta Amat şöyle anlatılıyor;
"
Amat Kitabü'l İber'de anlatıldığına göre Kedigöz Âbidin dede Hazretleri, İbranice'deki "Emet" sözcüğünün, "Gerçek" anlamına geldiğini söylemişti. Sabatay Sevi'nin müritlerinden biri olan Galatalı hekim Avram Efendi, bir hahamın çamurdan bir insan yapıpı alnına "Emet" yani "Gerçek" yazdığını, böylece bu 'insanın' canlanıp her emri yerine getirdiğini; ama kelimenin başındaki "Alef" harfi silindiğinde Emet, "Met" yani "Ölüm" olduğu için çamurdan yapılan bu bedenin canını kaybettiğini anlatmıştı." Sf:230


Nuh Usta'nın, Kırbaç Süleyman'ın, Ali Reis'in, Eşek İsrafil'in, Kazdağlı tomarcı'nın, Göbelez baba'nın, Abuzer Reis'in, Kul Rıza Baba'nın, Diyavol Paşa kaptanlığında Navarin'e giden bir gemi mürettebatının 247 üyesinden sadece bir kaçıdır. Bu 247 kişi 247 meşe ağacına denktir. Ayrıca 247 adet günahkâra da...


Ölümsüzlüğe erişmeye çabalayan Kırbaç Süleyman'ın inancına göre çevresindeki herhangi bir kitabın gelişi güzel açtığı bir sayfasında gözüne çarpan ilk cümleden kendisine ait bir anlam çıkartması anı, Eşek İsrafil'in "Teyakkuz" ile birlikte borusunu üflemesi, Nuh Usta'nın gemideki herkese tek tek fal bakması ve ölümü görmesi, Gemideki veba salgını anı, Emilio Santos takma adını kullanarak kendince öldürdüğü Emilio'yu yaşatan Daniyal'ın hikayesi benim en çok hoşuma giden hikayeciklerdi.


Kısaca Amat; ruhunu şeytana satmanın en süslü öyküsüdür.

21 Kasım 2008 Cuma

Puslu Kıtalar Atlası

1995 yılından bu yana kitapçılarda olup da 2008 yılının Ağustos ayında farketmiş olmam beni hayli üzmüş bir kitaptır Puslu Kıtalar Atlası . Bu hafta düzenlediğim dolapta bulup okumadığımı farkettim ve oturdum kırmızı koltuğuma, açıp başladım; "Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı Kâinattan 7079 yıl, İsa Mesih'ten 1681 ve Hicretten dahi 1092 yıl sonra....." diye okumaya... Anlamadım... Önümdeki yazılar değişik ve heyecanlı ve hatta iç gıcıklayıcı... Baştan başladım okumaya daha bir hikayebâz(!) triplerinde...




Sayfalar ilerledikçe Alibaz girdi devreye tüm uykusuzluğu ve asiliğiyle, Bünyamin kazdı lağım çukurlarını koynunda atlasla, Arap İhsan kaldı tek gerçek... Sayfalar ilerledi Hınzıryedi uyandı Ebrehe sonsuz hıza yaklaşamadı takıldı kaldı mesih rivayetinde... Dilenciler sardı her yanı Dertli'nin yıldırımları gelesiye kadar... Masal masal üstüne ekildi ve sonuç sığmaz oldu beynime... Tabi bunlar benim düşüm de olabilir yahut ben bir başkasının düşü olabilirim... Tüm bu söylediklerimi bir kenara koyarsak en güzel düşü gören bana göre kitabın yazarı İhsan Oktay Anar 'dan başkası elbette değil.


Yazarın fevkalade üslubu ve tasvir yeteneği dışında benim edebiyatta en sevdiğim durum olan isim-lakab renkliliğini ustaca işlemiş masalın satırlarına... Çeyizlik dantel misali koydum sandığa günü gelince açıp birkez daha okumayı umuyorum bu atlası...