Yer yön etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yer yön etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2007 Cuma

Çöp-Şiş ve Şirince

İki yazdır her tatil dönüşümüzde uğramadan geçmediğimiz Selçuk'un Şirince köyüne vardığımızda Efes'in sıcaklığı hala sırtımızdaydı. Köyün serin sokaklarında bir tur atarak Eski Sinema şarap evine vardık. 6 şişe şarap, 4 adet sabun ve bolca zeytinyağı aldıktan sonra mekanın tam karşısındaki restauranta oturduk. Geleni geçeni izlemek ve tabiki çöp-şiş yemek için. Porsiyonları küçük olsa dahi Şirince ekmeği [ekmeğin adı fırınlarda bu şekilde satılmaktaymış] ile zeytinyağına bana bana yemek ayrı bir keyif. [Ben zeytinyağı sevmeyen biriyim ayrıca, iştah bir açılmış o anda kendimi kaybettim]

Bilenler bilir, ben yemek yapmayı bilmem, yemek tarifinden anlamam, aklımdakini tabakta sunamam... Bu yüzden de gittiğim yerde yediklerimi de tam anlamıyla anlatamam. Tıkanıp kalırım. Yani yediğim zeytinyağı aynı evinizde olan zeytinyağından farksız. Yediğim çöpşişte evde mangalda çok rahat yapılıp, yenilebilir... Anlatamadığım için fotoğraf çekmeyi daha mantıklı buluyorum sevgili okuyucu. Al sana fotoğraf. Anladığını bana anlatabilirsin herhalde...



Acıktınız değil mi?

Bunlar da Güzel Şirince fotoğrafları...









Bana kalırsa 15 gün boyunca, sanki devamlı bu küçük köyde yaşıyormuşçasına kalınmalı burada... Sabahları sağlıklı bir kahvaltı yapılarak güne başlanmalı. Keşfe çıkmalı yürünerek yangına yenik düşmemiş ağaçlıklar... Gece serinde sıcak şarap içilmeli... Belki yaşantımızın bir 15 gününü burada geçirmeliyiz. Yada ben geçirmeliyim sizleri bilemiyeceğim.

11 Eylül 2007 Salı

Çalışınca Olmuyor-muş

Pazartesi günü Değirmendere'den İzmit'e dönüşümde pek sevgili belediyemiz Hastane yolu durağı üzerindeki üstgeçidinin yarısını yıktığından minibüsten bir önceki durak olan Real'de inmeye karar verdim. Amacım biraz alışveriş yapıp öyle evime gitmekti. Ben üst geçide yaklaşmaya başladığımda bir hareketlilik gördüm geçitte. Vinç, kamyonlar, işçiler vs... Evet! Belediyemiz üst geçidi yıkıyordu. Bununla ilgili ne "çalışma yapılmakta" tabelası ne de "dikkat" tabelası vadı çevrede. Konu yoldan [E-5 diyoruz biz buna] karşıya geçmek için bir adet yan yol, bir adet demiryolu, iki adet de anayol geçmek gereklidir. Yolları birbirinden ayıran bariyerler ise insanı felakete sürükleyecek cinsten betondur.


Kendime bir karşıya geçiş planı yaptktan sonra ilk önce demiryolundan geçtim. Yanımda da lazdan bir teyzeyle beraber. Konuşmasından pek bir şey anlamadım fakat bana poz vermekten de geri durmadı asla :)

Tren durağından yola inebilmemiz için dâhi belediyemiz bir adet sallanan tahta merdiven inşa etmiş. Bu merdivenleri düşmeden inmeyi başarırsanız size bir de delik açmışlar demir parmaklıklardan. Ama önce merdiveni başarıyla inerek tüm puanları jüriden toplamanız gerekiyor. Dikkat yani!


Diyelim ki; demir parmaklıklardan da geçmeyi başardınız ve alkışı hakettiğini düşündünüz fakat hiç ses yok etraftan. Tabi olmaz. Çünkü daha vinç ile kamyonun arasından geçerek anayol kenarına ulaşmanız gerekmekte. "Nasıl olur?" demeyin. Önemli olan şey; vincin üstgeçit trabzanlarını sökerek kamyona doldurması sırasında parmaklıkların sizin kafanıza düşmemesini sağlamaktır. Bu nasıl bir rezilliktir? Ne bir iş güvenliği ne çevredeki insanların can güvenliği, hiçbir şey yok. Tamam geçtiniz mi bu etabıda? Nihayet sizin gibi yarışın bu bölümünü tamamlamış grup arkadaşlarınızın yanına ulaşabildiniz. Tebrikler! Şimdi ikinci bölüme yani "karşıya geçemeyen ölsün" oyununa geldik. Önce karşı kıyıdan gelen rakiplerimizi izledik. "Çalışınca oluyor" destekçisi hanımteyzeler güne gitmekteler ve eh günsahibiev karşı kıyıda olunca birden uzun atlama becerilerini sergiliyorlar. Dikat edin bana poz veren laz teyze kanguru gibi sekerek yolu yarılamış ve dönüp bana poz vermiştir. Canım yahu!




Demem o ki; aynı zaman diliminde, arasında 200 m bulunan 3 adet üstgeçidi hangi engin bilgiye sahip belediye çalışanı düşünmüştür? Düşündüğünü hangi aklı selim belediye başkanı onaylamıştır? Yap emrini alan müteahhit firma neden " yahu kardeşim şimdi biz bu üstgeçitleri aynı anda yapmaya çalışıyoruz, fakat bu insanlar nasıl karşıya geçecekler? Dur biz bir trafik polisi dikelim buraya. Yayalara geçiş izni versin bari başımız belaya girmesin" dememiştir? Sizin hiç aklınız yok mu? "Çalışınca oluyor" yazmak çok basit, al ben de yazdım. Fakat yaptığın şeyi neden layığıyla yapmıyorsun?

Acaba ben karşıya geçebildim mi? Merak ediyorsunuz değil mi? Geçtim. İlk gelen nereye gittiğini bilmediğim sarı bir minibüsü durdurdum. "Beni bir sonraki üstgeçitte indirir misiniz?" dedim. Para da vermedim. Diğer geçitte indim ve geriye doğru yürüdüm. Şimdi düşünüyorum da oylarınızı verdiğiniz şu belediye, kolları sıvamış bilmemkaçyüzbininci kez yolları yaparken, bir şey yapıyormuş gibi gözükmeye çalışırken, önce değeri insana vermesi gerekirken, bir acele, dikkatsizlikle iş yapmakta? Halkın hayatının hiç değeri yok mu? Yapma kardeşim yollarımızı. Çimen ekme, Hollanda lalesi getirtme, suyu boşa harcayıp devamlı sulatma yapay çimleri. İstemiyoruz. Biz güvenli yaşamak istiyoruz. Hepsi bu. söyleyeceklerim bu kadar Hakime Hanım!

Gereğini için arz ederim!


21 Haziran 2007 Perşembe

Kahve Hazzı Reklama girmez

İzmit Dolphin alışveriş merkezine bundan yaklaşık 1,5 ay evvel Tchibo açılmış fakat benim bundan yine haberim yok. Gün ola ki; dedim hava güzel Melinda; kalk bir dolaş, hava al, tenin biraz güneş yüzü görsün...

Can sıkıntısı alışverişimden sonra bir adet kahve içmek için konu dükkana girdim ve İstanbul'daki dükkanından dahi büyük olduğunu farkettim. Temizdi...Düzenliydi...5-6 masa içeriye; 10'a yakın masayı da dışarıya koymuşlar. Tercihe göre konuşlanabiliyor insan. Vitrin düzenlemesi ilgi çekici...Raflar düzenli ve bilgilendirici...Kasanın bulunduğu tezgah incik boncuk dolu...Kahve hazırlanan mekanın üst kısmı boydan boya yiyecek ve içeceklerin fiyatlarıyla kaplı...Bu çok güzel bir olay...Neyi ne kadara satın aldığını bilmeli insan...Çalışanlarla sohbet edebiliyorsunuz...Fotoğraf çekmeye de izin veriyorlar :) Her müşteri ile birebir görüşüyorlar...Ürünleri tanıtıyorlar...Bol broşür armağanları var...Marka fiyatları uç noktalarda değil...Bir adet kahvaltı (porselen) takımı 59 YTL misal...Bir adet tişört 26 YTL...Piyasa fiyatları ile paralel...

Mail adresinizi belirttiğiniz bir kartvizite her Çarşamba günü o haftanın yeni ürünlerinin bir kataloğunu, fiyatları ile birlikte gönderiyorlar...

Tavsiye üzerine bir adet Mocha içtim...Tadı güzeldi..Özellikle üzerindeki kahve kreması köpüğü ve çikolata tozu kaşıklanabiliyor :)


Bayan çalışan sayısı çoğunlukta...Bu da temizliğin sebebini açıklıyor...Güleryüz hadsafhada...Kahveniz hazırlanırken nasıl yapıldığına dair bilgi alabiliyorsunuz...Kahve konusundaki iddaları kahve satış reyonundan da anlaşılabiliyor zaten...

Tek üzücü yan şu ki; o büyük kahve fincanlarını satmıyorlar...


İzmit'te Starbucks'ın olmaması şansını ne kadar güzel kullanabilirler bilmiyorum ama daha fazla reklam yapmaları gerektiğini düşünüyorum...Çünkü İzmit halkı her hafta değişen ürün yelpazesine hiç alışkın değil...Hele ki kahve kültürüne pek bir yabancı...





Kahvemi içtim...Afiyet olsun bana.

ps: Fotoğraflar el emeği göz nuru..

4 Haziran 2007 Pazartesi

Bir Arzuhalim Var








Burası Mengen-miş...

Bu resmi gördükten sonra aklıma o büyülü kasaba “Shire” geldi...Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin en çok sevdiğim, geri sarıp bir kez bir kez kez kez kez izlediğim ilk sahnesi...Gandalf’ın arabası ile patika yoldan kasabaya gelişi...Yeşil...Dünya üzerindeki en güçlü büyü...Mengen’de ki yeşilden...Yada resimde öyle görünüyor buna emin değilim.

Daha evvel Mengen diye bir yer olduğunu hayal meyal bilirdim. Umursamazdım. “Mengen” yiyecek ismi gibi...”Yenge” dermiş gibi...Neyse ne...Yeşil var..”Shire” gibi...

Kafamı kaldırdığımda şimdi, bu an.. her taraf mavi barikatlarla dolu...Masalar...Dev karıncalar gibi...Yerler gri...En kötü renk...Midem bulanmaya başlıyor...Kaşlarım biraz yukarı kalkıyor..Sanırım ağlıcam ben...

Resme iyi bak...Mengen-miş burası....

Resmi büyütür müsün?

Görebildin mi?

Yalınayak koşuşan Hobbitleri gördün mü? Ha Ha Ha! Festivale hazırlanıyorlar...Eğlence var demekki bu akşam...Müzik var...Rengarenk ışıklar var...Eğlenceli havai fişekler var..Kıvırcık saçlı insanlar var...Görüyorsun değil mi? Binbir çeşit tatlı, pasta, çörek, böğürtlen reçeli var...Tart var...Bir sürü şarap var...Hani meyveli olanlardan..Böğürtlen şarabı, elma, kavun, kiraz, çilek şarapları var...Sarhoş etmeyen..Sadece eğlendiren...Çocuklar var....Hayat sürecindeki en masum gözler...Beni de çağırdılar...Gidemem ki...Gidemiyorum...Bensiz daha saf orası...Sen de gitme..Sadece izle...

Şimdi fotoğrafa tekrar bak...Gördün mü? Gördüysen iki kez gözlerini açıp kapa....Koşabiliyor musun?

İşte oldu...

Ben ise saatlerdir gözlerimi açıp kapatıyorum...Ama koşamıyorum...

Çimenlerin üzerinde yalınayak koşamadığım için bu sıkıntım...Yok başka sebebi...Oysa yaşamak istemem artık aranızda...Hem de hiç...

Tesadüfe bakın ki Mengen’de de böyle bir festival varmış.

Eğer aranızda olursam ve bir gün oraya gitme fırsatım olursa kendimi hobbit ilan edicem ve hep mutlu olucam...Çok güzel olacak...Çok...


Demiştim Shire gibi diye...